|
|
|
| |
| İran Kadı’nın Çilesi: Soraya’yı Taşlamak |
|
Baha ÖZBEK
Fransız Gazeteci Freidoune Sahebjam'ın aynı adlı romanından uyarlanan Soraya'yı Taşlamak'ın konusu hakikatlere dayanıyor ve sosyal sorunlar sarmalını tenkit ediyor. Avrupa’da iyi bir okur oranı elde eden romandan adapte edilen film iç devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Festivalin ve sinemanın İstanbul’u |
|
Evren KUÇLU / Festival İzlenim
29. Uluslararası İstanbul Film Festivali İstanbullulara yoğun ve sinemayla iç içe saatler yaşatarak gelip geçti. Şakir Eczacıbaşı’nın anılıp Kültür Bakanı’nın protesto edildiği bir açılışla İstanbullu sinemaseverle devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Asmak, Kesmek, Kelle Uçurmak |
|
| Yahudiler, ‘Führer’in lanetli günlerinden’ sonra, soykırımın acısını içlerine gömmek yerine Nazileri afişe etmek için sonra dört bir koldan atağa geçtiler, Bu uğurda kalkıştıkları işlerden biri de sinemaydı elbette. Gene bu uğurda çeşit çeşit yönetmen ve oyuncu kiraladılar. Böylelikle beyazperdede k devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Görkemli Avatar’a sahip küçük çocuk |
|
Siberpunk’ın enteresan yazarlarından Neal Stephenson’un internet âleminde hızla büyüyen sanal bir kimliği belirtmek için kullandığı günümüzde halen oldukça sık kullanılan Avatar terimi bu kez James Cameron’un dev prodüksiyonu olarak beyazperdeye geldi. Geldi gelmesine de daha film vizyona çıkmada devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Yahşi, Yahşi Batı |
|
Cem Yılmaz, uzaylıların (G.O.R.A) ve taş devrinin (A..R.O.G) parodisini yaptıktan sonra, beyazperdede kendisinden stand–up temposu bekleyenlerin bir kısmını salonlardan ihraç etmiş oldu. Bunda, filmle stand-up arasındaki farka seyircinin kendini uyarlayamamış oluşu kadar Yılmaz’ın acemiliği devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Andy Lau Tak-Wah |
|
İsmail Hamdi KÖSEOĞLU
1980’lerde Hong Kong film sektörü nicelik ve nitelik olarak en hızlı dönemine girdiğinde televizyon dizileriyle ünlü olmuş birçok genç yetenek de sinemaya transfer olmaya başladı. 80’lerin ortasına kadar dönemin en popüler kanalı TVB’yle devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Görünenin tadını bırakan, rayihasıdır… |
|
E.Belgin ÖZDEMİR
Tabii her filmin ayrı bir tadı olduğu gibi kokusu var… Tabi ki sinema salonları cezbedici bir kokuya sahip… Koku algısı hiçte öyle yabana atılır bir mevzu değil. Bu duyunuzun hiç olmadığını bir düşünsenize...
Peki bu duyguyu haya devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| BİRLİKTEYİZ, HEPSİ BU |
|
Psikopatolog - Türkolog Deniz Keziban ÇAKICI
Romantik bir dram olan film Paris’te, Eiffel Kulesi’nin ayakları dibinde ve bir yıllık bir zaman kesitinde geçiyor. 98 dakika sürüyor. Fransız yazar Anna Gavalda’nın ilk romanı, 2004 yılında yayınlanıp ardı devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Terapinin ‘Beyazperde’ hali… |
|
Esma Belgin ÖZDEMİR
Yeterince iyi bakarsanız daha önce görmediğiniz, mesafeli duran her gerçekliği görürsünüz. Defalarca önünüzde açılan ama giremediğiniz kapılar vardır örneğin. Belki bir itiş gücü ya da görmek için büyük gözler lazımdır size. Bir gün vak devamı >>>
|
| |
| |
|
|
|
| |
| Herşeyin başında kimse yanılmaz!.. |
|
Esma Belgin ÖZDEMİR
Film bittiğinde ayağa kalkıp, ağır aksak adımlarla ilerlerken aklıma çöreklenen cümleyi sona değil en başa yazmak istedim; nitekim yukarıda kullandığım başlık beni buna itti. Film bitti… Yazdığım cümle şu: Çünkü dünya konuşmaz, dünya devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
|