|
|
|
| |
| Hiçbir şeyi olmayanların suçu |
|
| Elini seri şekilde kana bulayan katil ikililerin öyküsü, kült için hep sıkı bir nedendir. “Bonnie and Clyde (1967)”, “Natural Born Killers / Katil Doğanlar (1994)” gibi başat örneklerde geçen kişisel ve bir o kadar stilize katliamlar seyirciden epey ilgi gördü. Öyle ki bu tip katil devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Tüyü Bitmemiş Bir Western: JEREMİAH JOHNSON |
|
| Klasik westernin süs bitkisi kovboy ve kasabalarından sıkılanlar için Sydney Pollack’ın ‘eski yenisi’ Jeremiah Johnson (1972), türü sevin sevmeyin, heyecanlanmak için bugün bile oldukça iyi bir fırsat. Manzarasından eleştirisine varıncaya dek büyük ölçüde klasik westerne sırt çeviren film, ken devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Tanrı’nın sinekleri veya |
|
Aslında İnsanoğlunun vahşi cazibesi; martılara simit atarken, bir dernek toplantısında konuşma yaptığı esnada ya da klasını konuşturacağı başka herhangi bir platformda, üzerine geçirmiş olduğu süslü ‘elbiseler’ yüzünden bir bakıma deforme edilmiştir. Hepimizin alıştığı fakat bir türlü içimize sin devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Salak veya mutsuzların ihtiyaç listesi |
|
Hikaye kişilerinin gülünçlükleriyle köşeyi dönmeyi deneyen komediler genellikle bayat espriler ağıyla yapımcı ve seyircisine ecel terleri döktürür. Özellikle zekalarının hiçe sayılmasına katlanamayan sinemaseverlerin yüzlerindeki son tebessümü de silen, çürüğe çıkartılmış yapımlardır bunlar. Faka devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Falling Down |
|
El attığı dalı kurutmakla meşhur Amerikalı yönetmen Joel Schumacher, istikrar sorununu halledemediği için bazı sürprizleriyle hafızalarda muhtemelen sadece tanıdık bir yönetmen olarak kalacak. Bir yandan, Batman serisine karışarak serinin hayranlarına kafayı yedirtirken bir taraf devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Sınıflar ve Sınırlar:Ondskan |
|
Evren KUÇLU
1960, İsveç doğumlu yönetmen Mikael Håfström,’ün kariyerinde hem başlangıç hem dönüm noktası niteliğindeki İsveç yapımı Ondskan (2003), Erik Ponti’nin, gençliğini hiyerarşinin kollarında yitirmek üzereyken yaşadıklarını anlatıyor. Annesinin, “kayıplar” yü devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| La Leggenda Del Pianista Sull’Oceano |
|
| Evren KUÇLU
Düzenli olarak Avrupa Amerika seferlerini yapan Virginian Transatlantiği, hayata topraklar üzerinde değil denizler ortasında başlayacak bir çocuğa tam anlamıyla annelik edecek ve sonrasında adı Danny Boodman T.D. Lemons Novecento (1900) olarak konacak bu çocuğun adeta vatanı olacaktır devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Üç Adam, Bir Harita, Bir Saygı Duruşu |
|
Serkan Murat Kırıkcı
Hollywood çizgi roman ve roman uyarlamalarına yaslanadursun, Uzakdoğu sineması her türe yeni bir soluk getirme uğraşında hız kesmiyor. Özellikle pek örnek verilmeyen türlere sürekli çektiği röntgenleri de yeni f devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Texas, Paris kadar uzak: Paris Texas |
|
Evren KUÇLU
Genellikle Spagetti Western’den aşina olduğumuz kamera açısı, müzik, çorak topraklar vs. birçok öğeyi ilk sahnesine alarak “Paris Texas” isminin patentini onu kültler kategorisine sokarak alan Wim Wenders, modern dünya vesvesesine bu, yarısı masal devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
| |
| Medyaların medyatik suikast planı: The Truman Show |
|
Evren KUÇLU
Bir yönetmen Dead Poets Society’i (1989) çekmişse, hep bununla hatırlanmak zorunda kalabilir; bu belayı, elinde bir The Truman Show’u olmadan savuşturması oldukça güçtür. Eğer bunu da başarmışsa o, madalyayı boynuna asacağımız biri demektir. Bu baş devamı >>> |
| |
| |
|
|
|
|