Türkiye'nin ilk online sinema dergisi
   

 
 
 
Filmlerimiz Yılmaz Güney kadar cesur değil

Şimdiye kadar Türk Sineması’nda canlı bomba olan birinin hikâyesi hiç anlatılmadı. Ta ki, geçtiğimiz ay vizyona giren ‘Gecenin Kanatları’ filmine kadar. Film gösterime girmeden önce Beren Saat’in kısacık sevişme sahnesi günlerce haber oldu. Belki ilgi çekmek için yapıldı, belki de sinema tekniği açısından çok iyi çekilmiş gibi gösterildi. Gerçek ise, film vizyona girince ortaya çıktı. Ne Beren Saat’in o kısacık sevişme sahnesi, ne de filmin içeriği. Gecenin Kanatları’nda öne çıkan, daha çok oluşturulan doğal ortam ve oyuncuların içtenliği idi. Bu özellikle Ferit Kaya’nın Selim karakterini canlandırdığı otoparkçı Selim karakterinde kendisini gösterdi. Filmdeki yardımcı erkek oyuncu rolüyle bir anlamda dikkatleri üzerine çeken Kaya ile hem Gecenin Kanatları’nı konuştuk, hem de darbelerin beyaz perdeye yansımalarını ayrıca aşk, ölüm ve intikam üçgeninde geçen bir dram hakkında bilgi edinme imkânı bulduk.

Filmde aşk ile ölüm ve intikam arasında bir tercih göze çarpıyor. Tercih ağırlıklı hikâyenin temelinde yatan nedenler nelerdir sizce?
Canlı bomba olan ana karakterimizi (Beren Saat) filmin başlarında anne ve babasının intikamını almak için ölümü göze alarak İstanbul’a geldiğini görüyoruz, fakat hayat onun karşısına tesadüfi olarak birini yani aşkı çıkarıyor ve böylelikle tercihini ölümden değil, aşktan, yani yaşamdan yana kullanıyor diyebiliriz. Tercih ağırlıklı tek bir neden vardır, o da yaşamın çekiciliğidir.

Filmin toplumsal bir yanı da var kuşkusuz, bu anlamda filmi seyirci nasıl okumalı?
Filmin toplumsal yanı elbette var. Ama filmin ana teması aşk üzerine kurulu. Bir siyasi örgütte var filmde ve örgüt üyelerinin siyasi söylemlerini, tartışmalarını da izliyoruz. Ya da benim de içinde olduğum başka bir hikâyesi de var filmin (siyasetle ya da buna benzer bir toplumsal söylemle hiç işi olmayan, sadece ekmek parası peşinde olan ve kendince adalet sistemini eleştiren, sorgulayan) yani alt tabakadan bir karakterin hikâyesi.

Gecenin Kanatları’nda kullanılan üslup ve dil kullanımını nasıl görmeliyiz? Dil ve oyuncular bağlamında doğallık yakalanabiliyor mu?
Filmde her hikâyenin kendi sosyal sınıfına bağlı olarak dil ve üslubunda değişkenlik gösterdiğini görüyoruz. Örgüt üyelerinin üslubu ile otoparkta çalışan çocukların üslubunun aynı olmadığını görüyoruz kaldı ki olması gerekende bu diye düşünüyorum ama filmin genelinde gündelik, konuşma dili kullanılıyor.

Açılış sahnesinde bir ailenin yok oluşunu görüyoruz. 12 Eylül döneminden belki de bir kesit bu. Gecenin Kanatları’nda 12 Eylül hesaplaşması sizce ne ölçüde oldu? O gün yaşanılanlar ile bugüne dönük yansımalar filmde nasıl ele alınmış size göre?
Evet dediğiniz gibi film 12 Eylül döneminden bir sahneyle açılıyor ancak bir 12 Eylül filmi olduğunu söyleyemeyiz. Bugüne dönük yansımalarında o dönemde anne babasını yitirmiş olan ve intikamını almak isteyen bir genç kız görüyoruz. 12 Eylül’ün kalıntıları bu güne kadar kalmıştır. Zaten Türkiye de yıllardır o dönemin kalıntıları ve yaralarıyla uğraşıyor. Bu sadece bir hikâye, bizim bilmediğimiz ve beyazperdeye yansımayan nice hikâyeler var kuşkusuz.

Belki de filmde en çok konuşulması gereken, bir siyasi örgütün iç çatışması, tartışmaları hatta ve hatta yüzleşmeleri? Örgütün içindeki bu durum ile ilgili sizin yorumunuz nedir?
Evet bir örgütün kendi içindeki tartışmalarına tanık oluyoruz. Örgütün içinden bir kesim bombalı eylem planını yapmak isterken, bir kesimde bunun yanlış olduğunu ve masum insanların ölümünün davalarına hiçbir şey katmayacağını, ilerde anıldıklarında bu şekilde anılmak istemediklerini dile getirirler. Bence de masum insanların hiç olay dahilin de değilken birdenbire yaşamlarının sönmesi gerekli olmayan bir durum. Aslında mümkün olsa hiçbir yaşamın sönmesini istemem ama bu bizim çok dışımızda gelişen bir durum. Ama ne yazık ki insanoğlu var olduğu günden bu yana bu böyle.

Türk Sineması’nda son dönemlerde siyasi içerikli filmleri ve dizileri daha sık görüyor olduk. Değişimin ve gelişimin içinde olduğumuz şu dönemde, ‘geçmişiyle hesaplaşmaya başlayan’ beyaz perdeye bunun yansıması sizce ne ölçüde oldu bu konuda söyleyecekleriniz neler?
Son yıllarda bu yönde bir gelişme var ama bir Yılmaz Güney Sineması kadar cesur olunduğunu düşünmüyorum. Umarım çok daha cesur filmler yapılır. Çünkü ülke olarak o kadar çok hikâyemiz, acılarımız var ki, bunlar film, kitap, tiyatro olarak bugüne aktarılmalı. Ama bunun içinse biraz cesaret gerekiyor. Eğer biz yapmazsak başkaları yapacak bunları, çünkü batıda da tükeniyor hikâyeler.

Ferit Kaya’nın aslında bir tiyatro geçmişi var halen oynadığınız oyunlarda mevcut. Bize tiyatro dünyasındaki Ferit Kaya’dan bahsedebilir misiniz?
Büyük bir tiyatro geçmişimin olduğunu söyleyemem. 2 yıl önce 8 arkadaşla bir araya gelerek Serdar Akar’ında büyük desteğini alarak tiyatro adamı kurduk. Hristo Boytçhev’in Albay Kuş adlı eserini izleyiciyle buluşturduk. Oyunumuz birçok ödül aldı ve tiyatro dünyasına adım atmış olduk bu oyunla. Halen bu oyunu zaman zaman oynuyoruz. Ayrıca yeni oyunumuz olan Ben Elton’un Gasping (soluksuz) adlı oyununu şubat ayında seyirciyle buluşturacağız. Umarım tiyatro hep devam eder ve 15 sene sonra tiyatro geçmişimden uzun uzun konuşabilirim.

Bundan sonra başka projeler var mı?
Birkaç proje var. Ama kesinleşmesine rağmen maddi sıkıntılardan dolayı sürekli ertelenen Yeni Sinemacıların çekeceği ‘Ayaktakiler’ adlı sinema filmi var.

Röportaj: Baha ÖZBEK & Köksal ARAS

 
 
 
Vizyondakiler
Oyuncak Hikayesi 3
Ölüm Peşimizde
Yuva
Müşteri
Sıradan İnsanlar
Ölüm Zili
Iron Man 2
Takiye
Aşkın Son Mevsimi
Min Dît
 
Haberler
Kurtlar Vadisi Filistin'in negatifleri yandı
Sinemalife Troia Film Festivali’ne sponsor oldu
Beyazperdenin keskin nişancıları Sinemalife’ta
Troia Festivaline son başvuru 31 Temmuz
Genç kalemlerimizden Fatih Arslan’ı kaybettik.
Sihirbazın Çırağı, Sinemalife’ta işbaşı yapıyor
Facebook yakında sinemalarda
George Clooney Suikastçi Olmaya Karar verdi…
Damon Hayvanat Bahçesi Satın Alacak
Yeni Conan: Jason Mamoa
 
Röportajlar
Sinema, tiyatro, drama; büyük mucizedir!
Devlet darbe yapmış adama hala maaş ödüyor
‘Bu Jackal, başka Çakal’
Yeşilçam’ın yarım asırlık tanığı
Kurtlar Vadisi televizyon tarihinin mihenk taşı
'Bursaspor benim takımım'
'Başbakan’ın sanatçıları dinlemesi çok önemli’
Bahtı Kara masumiyet ve naifliği hatırlatacak
Gözyaşı Sarayı Türkiye'den destek bekliyor
Kadir Sözen sorularımızı cevaplandırdı
 
DVD
Ödüllü soru yarışması
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları
Aşk Uğruna
Sanık
Ay Lav Yu
Emma
Kızlar Tarikatında Cinayet
Ödüllü soru yarışması
Soğuk Ölüm
Fame
Geliştirme : Mustafa GENÇ
Tasarım: Orhan Nalın   Uygulama: M. Ali Gümüş