Türkiye'nin ilk online sinema dergisi
   

 
 
 
Darbe dönemi filmlerinde bende oynasam

Türk sinemasında rol aldığı filmler ile adından sıkça söz ettiren başarılı oyuncu Lale Mansur evinin kapılarını Sinemalife’a açtı. ‘Başka Dilde Aşk’ isimli filminin içeriğinden, mesajlarına ve oyuncu kadrosuna kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı. Ayrıca siyasî tarihimizin beyazperdeye yansımalarını enine boyuna değerlendirdi.

Başka Dilde Aşk filminde özellikle sizi cezbeden neydi? Bu filmde oynama serüveniniz nasıl başladı?
Birçok yönü çok cezp etti. Film çekime başlamadan iki ay kadar önce senaryo bana geldi. Çok beğendim senaryoyu. Kısa fakat kuvvetli bir roldü. O da iyi düşünülerek yazılmıştı. Birçok noktasını çok beğendim senaryonun. Çok sıcak, dürüst, samimi olması, seyirciyi aptal yerine koymaması, çok müsait bir takım hislerle mıncık mıncık oynamıyor. Öyle bir ucuzluğa kaçmıyor, karakterleri gerçek, karton hiç değiller. Unutmayın ki, ilk senaryolarını yazıyorlar Mert Fırat ve İlksen Başarır, buna rağmen, olgunluk dönemindeki yönetmenlere taş çıkartıyorlar açıkçası. Hayatımızda ikisi de olacak inşallah.

Türk sineması da bugüne kadar konu itibariyle de ilki yaşıyor öyle değil mi?
Evet böyle bir konu hiç işlenmedi. Engelli, diye tabir ettiğimiz bir kişi başrolde olmadı şimdiye kadar. Yan ve ufak tefek rollerde ve hiçbir zaman, işaret diliyle konuşulmadı hiçbir filmde. Bu anlamda da bir ilk. Çünkü soruyorlar bazen, aaa niye Türkçe altyazı var diye. E yani işitme engelliler için çekilmiş bir film bu.

Toplumsal sorunların işlenişi de önemlidir filmlerde. Filmlerin aynı zamanda toplumsal bir misyonu da vardır. Bu bağlamda çağrı merkezinde çalışan insanların sorunları, engelli insanların sorunları nasıl irdeleniyor, nasıl işleniyor Başka Dilde Aşk ‘da.
Evet filmin toplumsal bir yanı var. Özellikle çağrı merkezinde çalışanlar için, yani sendikaları yok, çok düşük ücretle çok fazla saat çalışıyorlar. İstenmediği zaman kapı gösteriliyor. Hani bir iyileştirme yoluna gidileceğine filan, çok iyi bir şekilde işlendiğini düşünüyorum bu konunun da.

Buradan hareketle sizin üstlendiğiniz rol size neler hissettirdi, özdeşim kurdunuz mu? Katkıları neler oldu?
Bu filmin içinde yer almak benim gözümü açtı. Özellikle işitme engellilerin dünyasına gözümü açtı. Bir buçuk ay kadar işaret dili çalıştım. Çünkü annesiyle çocuk küçüklükten beri kullanıyorlar ve çok doğal olması gerekiyordu. Mesela Saadet’in oynadığı rolde film süresince biz onun nasıl öğrendiğine tanık oluyoruz. Ama benim için aynı şey söz konusu değil. Ben yıllarca o çocukla işaret diliyle konuşmuşum zaten. Onun için çok doğal olması gerekiyordu. Kolay değildi yani, öğrenmesi kolay, ama onunla oyunculuk bir arada çekimler falan pek kolay değildi açıkçası.

İlksen Başarır ve Mert Fırat ile oynamak nasıl bir duygu?
Hikaye Mert’e ait, senaryoyu birlikte yazmışlar. Mert çok çok iyi bir oyuncu. Saadet’i de ben çok beğeniyorum. Saadet ile çok kısa bir sahnemiz vardı, onunla uzun çalışma fırsatı olmadı bu filmde. İnşallah başka bir filmde olur. Çünkü çok beğendiğim, çok duru, çok sade ve çok sahici bir oyuncu o da.
Peki filmin engelliler için özel bir önemi, özel bir anlamı var mı?
Bunu tabi engellilere sormak lazım ama, mesela tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş biri için, hayatı hayal etmek çok zor değil İstanbul’da. Hepimiz çukurlara düşüp kalkıyoruz ki, sağlam olanlar doğru dürüst işini göremiyor. Onu hayal etmek kolay ama bir işitme engellinin ne yaşadığını filme gidince orada ‘bir saniye’ onun yerine geçiyorsunuz. O sahne beni çok etkilemişti. Birkaç sahne var ki, gerçekten çok çok etkileyici ve onların deneyimini yaşatıyor size. Ayrıca bir gözünüz açılmış oluyor.

Bu anlamda seyirci de özdeşim kurma imkanı da buluyor filmde öyle değil mi?
Kesinlikle. Toplum olarak büyük bir ayrımcılık uyguluyoruz onlara. Geçen gün röportaj sırasında şöyle bir soru soruldu. ‘Hiç engelli biriyle bir aşk yaşadınız mı?’ Mümkün değil ki, böyle bir aşk yaşamanız. Çünkü aynı ortamlarda değiliz. Aynı okullarda okumuyoruz, aynı yerlere girip çıkmıyoruz, onları mümkün olduğu kadar ayrı bir yerde gözümüze gözükmesinler daha iyi gibi kendi aralarında. Onlara yüzme havuzu, onlara ayrı bir şey filan, onu da büyük bir medeniyet olarak vay işte biz de engelliler için bilmem ne yaptık gibi yansıtılıyor. O değil ki mesele. Mesele, birlikte ve bir arada olmamız.

Son dönemlerde Lokman Ayva’nın devreye girmesiyle de engelliler için de birçok şey yapıldı öyle değil mi?
Evet muhakkak. Ama özürlüler Türk filmlerini izleyemiyorlar. Çünkü altyazı yok bu hiçbir zaman düşünülmemiş. Kimsenin aklına gelmemiş. Bu film her şeyden önce bir farkındalık uyandırırsa, bu çok önemli.
Devlet nezdinde, medya nezdinde, sinema nezdinde biraz galiba sığ bir bakış açısı vardı bugüne kadar diyebilir miyiz engelliler için?
Aslında şunu söyleyebiliriz. Pek bir bakış açısı yoktu.

Sinema siyaset ekseninde, son dönemlerde baktığınızda özellikle beyazperde de darbe dönemleriyle bir hesaplaşmanın öne çıktığını görebiliyor muyuz, daha yaygınlaştığını söyleyebilir miyiz?
Çok az. Hiç yok. Bu ülkede 25 yıldır bir savaş sürüyor; binlerce hikaye, binlerce konu var ve karşılığı çok az. Yazı Tura bir ilkti. Vietnam sendromuyla ilgili ilk defa burada bir şey yapıldı. Bir iki tane var yani film gerçekten çok az.

Peki ya diziler ekseninde nasıl buluyorsunuz? Hatırla Sevgili ve Bu Kalp Seni Unutur mu? Var son dönemde.
Hatırla Sevgili çok önemliydi. Bu Kalp Seni Unutur mu? da ilk defa bilmeyenler için, Diyarbakır Cezaevi hakkında epey bilgileri oldu. Bence Tomris Giritlioğlu çok önemli bir şey yapıyor. Yakın dönem tarihi böyle bir dizi olarak bir iki aşk hikayesi etrafında çok doğru bir şekilde anlatıyor.

Kurgu olarak baktığınız zaman dönemin atmosferini tam yansıtabiliyorlar mı sizce?
Valla Hatırla Sevgili hiç fena değildi. 35–40 bölüm falan çok iyi takip ettim devamını seyretmedim. O dizi hakikaten çok iyi bir kapı araladı ve çok önemliydi. Benim birçok tanıdığım, arkadaşlarımın çocukları falan o dönemle ilgili kitap alıp okumaya başladılar. Ben bile sahaflardan o dönemle ilgili birçok anı kitabı aldım, okudum. Bu kadar feci olduğunu bilmiyordum, biliyordum ama bu kadar rezil olduğunu bilmiyordum.

Darbe dönemleriyle ilgili daha fazla yapım olması gerekmez mi?
Evet keşke olsa o tarz yapımlar ve keşke bende içinde yer alabilsem. Ayrıca keşke yazabilsem ve muhakkak böyle bir şey yazmak isterdim.

Eklemek istediğiniz başka herhangi bir şey var mı?
Evet var. ‘Başka Dilde Aşk’a gidin. (gülümsüyor) Hiç mahçup olmayacağım bunu söylemekle. İlk defa bir filmim hakkında, şu filme gidin diyorum. Ses getireceğine de inanıyorum. Seyreden herkesten, hiçbir filmimde bu kadar çok telefon almamıştım ben. Gerçekten çok iyiymiş, gerçekten ‘elinize sağlık’ mesajlarını çok alıyorum.

Röportaj: Baha ÖZBEK & Köksal ARAS

 
 
 
Vizyondakiler
Oyuncak Hikayesi 3
Ölüm Peşimizde
Yuva
Müşteri
Sıradan İnsanlar
Ölüm Zili
Iron Man 2
Takiye
Aşkın Son Mevsimi
Min Dît
 
Haberler
Kurtlar Vadisi Filistin'in negatifleri yandı
Sinemalife Troia Film Festivali’ne sponsor oldu
Beyazperdenin keskin nişancıları Sinemalife’ta
Troia Festivaline son başvuru 31 Temmuz
Genç kalemlerimizden Fatih Arslan’ı kaybettik.
Sihirbazın Çırağı, Sinemalife’ta işbaşı yapıyor
Facebook yakında sinemalarda
George Clooney Suikastçi Olmaya Karar verdi…
Damon Hayvanat Bahçesi Satın Alacak
Yeni Conan: Jason Mamoa
 
Röportajlar
Sinema, tiyatro, drama; büyük mucizedir!
Devlet darbe yapmış adama hala maaş ödüyor
‘Bu Jackal, başka Çakal’
Yeşilçam’ın yarım asırlık tanığı
Kurtlar Vadisi televizyon tarihinin mihenk taşı
'Bursaspor benim takımım'
'Başbakan’ın sanatçıları dinlemesi çok önemli’
Bahtı Kara masumiyet ve naifliği hatırlatacak
Gözyaşı Sarayı Türkiye'den destek bekliyor
Kadir Sözen sorularımızı cevaplandırdı
 
DVD
Ödüllü soru yarışması
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları
Aşk Uğruna
Sanık
Ay Lav Yu
Emma
Kızlar Tarikatında Cinayet
Ödüllü soru yarışması
Soğuk Ölüm
Fame
Geliştirme : Mustafa GENÇ
Tasarım: Orhan Nalın   Uygulama: M. Ali Gümüş