19 Mart tarihinde gösterime girecek olan ‘Büşra’ filminde sinemamızda ilk kez türbanlı bir kızın da hikâyesi farklı pencereden yansıtılıyor. Zengin bir ailenin kızı olan Büşra’nın iç çatışmalarının yanı sıra, prensipleri ile arzuları arasında gel gitlerin konu edildiği bir film Büşra. Aynı zamanda Büşra karakterinin yanı sıra onun gibi yalnız olan üç insanın da hikâyesi var filmde. Sinemalife okuyucuları için filmin hem senaryosunun elinden tutan hem de yöneten Alper Çağlar ile Büşra’nın hayatına yolculuğa çıktık.
Büşra filminin ses getireceğine inanıyor musunuz? Evet ses getireceğine inanıyorum. Özellikle her safhasında, senaryodan çekime ve kurgusuna kadar toplumsal deney yapıyormuşuz düşüncesiyle adeta bir okuma yaptık. Şunu böyle gösterirsek nasıl karşılanır gibi kafa yorduk. Elitist sinema ile popülist sinema arasında bir denge oluşturmaya çalıştık bu bakımdan bile ses getirecektir. Burada bir kutup seçme yok hem filmin populist öğeleri de var, hem de elitist yönü de var. Öyküleri betimlerken, denenmemiş unsurları da denemek istedik. Projedeki ben de, çizgi romanın sahibi Bahadır da ve yapımcımız Alper’de hepimiz farklı düşünüyorduk film hakkında. O yüzden birbirimizi sınayarak tam bir beyin fırtınası estirdik. Bu emeğin karşılığında da ses getirmeli.
Evet teknik mana da belki ilkleri denemek istiyorsunuz ama neden böyle bir hikâyeyi film yapmayı tercih ettiniz? 2007 de Akbank kısa film yarışmasına katılmıştım. Ödül töreni 12 Aralık’taydı. Ben de o gün asker olmuştum. Birliğime teslim olmam gerekiyordu. Böyle ilginç bir anı olmuştu. O sırada filmin yapımcısı Alper de Youtube’da benim filmimi izlemişti ve uzun uzun eleştiri yazmıştı oradan bir yakınlığımız olmuştu. Sonra Alper ile Facebook üzerinden yeniden iletişim kurduk ve bu hikâye için bir proje geliştirmemiz gerektiğini bana iletti ve bende projeye sıcak baktım. Askerden dönünce de bir araya geldik ne olursa olsun bir uzun metraj çekmek istiyordum. Hikâyenin sahibi Bahadır ile birlikte üçümüz bir araya gelip hikâyeyi senaryolaştırdık ve beyazperdeye yansıttık. Çizgi romanın yeniden ele alınmasını özellikle istedim. Çünkü çizgi romanın filme tam da aksedebileceğini düşünmüyordum. Profesyonel oyuncuların anlayabileceği dilde yeniden yazdık ve Büşra filmini ortaya çıkardık. O kadar olumsuz şeyler yaşamamıza rağmen her şey de doğru düzgün gitti ve alnımızın akıyla da çıktığımıza inanıyorum.
İlk ne zaman motor dediniz? 12 Mayıs 2008 tarihinde çekimlere başladık. Filmin çekimlerden önce senaryoda bittiğini düşündüğüm için, senaryoya çok kafa yorduk. 6 ay senaryo üzerinde çalıştık. Bahadır‘ın hikâyesi 40 sayfa kadardı. Sonra coştuk onu 142 sayfaya çıkardık en sonunda kırptık, biçtik, daha makul bir seviyeye getirdik. Filmde zaten en güvendiğimiz unsur kesinlikle senaryomuz.
Filmin konusunda özellikle mesaj ağırlıklı mı gitmeye çalıştınız? Şunu söylemeliyim, kaşıkla yorumun yedirilmesinden değilim sinemada. Seyirci sinemadan çıktığı zaman kendi kararını kendisi versin. Sinemada filmi izlerken şunu bilmek lazım. Düşünme yeri değil orası, hissedeceksiniz, sindirme süreci başlamalı. Büşra’daki amacımız da etkilemekti. Siyasi ya da herhangi bir kutubu eleştiren bir durumumuz yok. Bu bizim kendi siyasal görüşlerimizle de alakalı bir şey değil. Benimki çok farklı, Bahadır’ın ki çok daha farklı olabilir diye öyküyü ele aldık.
Filmin karakterleri nasıl ele alınıyor, nasıl işleniyor ve toplumsal şartlarına ne oranda değiniliyor Büşra’da. Biz türbanlı bir kızı ele alıyoruz. Çok faydalı bir konu da olabilir, çok zararlı bir konu da olabilir. Türbanlı kız insanları irreti edecek davranışlarda bulunuyor. Sonra biz mesaj veriyoruz, türban iyidir veya türban kötüdür diye. Aslında filmi izleyince mayın tarlasında yürüyüp de doğru yerlere bastığımız daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Çünkü konuyu ona göre ince eleyip, sık dokuduk. Tartışılabilecek o kadar çok şey olacak filmde. Ama bir insanı bize karşı düşman yapacak hiçbir şey yok Büşra’da. Tartıştıracak, polemik oluşturabilecek çok şey var. Mesaj kaygısı olmadığından karakterleri olduğu gibi ele aldık.
Peki ya Büşra karakteriyle ilgili söyleyecekleriniz neler? Büşra karakteri türbanlı. Eğer biz bunu çekeceksek araştırmamızı doğru yapmalıyız dedik. Daha senaryoyu yazmadan önce askerdeki bütün muhafazakâr arkadaşlarımla görüştüm. Ben türban takan bir aileden gelmiyorum. Türbanlı bir kız evde nasıl yaşıyor bunu bile tam olarak bilmiyorduk. Mesela türbanlı kız evde ailesiyle yemek yerken türbanını çıkarır mı çıkarmaz mı? Hata yaptığınız an batarsınız filmde. Filmde sahnesel olarak odasında oturduğu zaman türbansız var. İradeye dair türbanını çıkarıyor mu derseniz o filmin içinde belli olacak. En büyük sürprizi de vermek istemiyorum. Bu durumda gerek aşk yaşamı, gerekse yaşadığı sorunlar itibariyle izleyiciye empati oluşturuyor mu Büşra? Evet sonuçta ana karakter Büşra. Zaten ana karaktere empati duyulmazsa sempati duyulması yetmez. Büşra’nın yaptığı hataları da iyi şeyleri de seyirci yaptığını hissetsin. Ama ana karakterin yanında 3 tane daha ana karakter var aslında. Büşra’nın yanında yine söz kesilmeye gelmiş olan muhafazakâr aileden bir genç var. Onun karşısında da Büşra’nın istemeden ve başta gıcık olduğu ama hoşlandığı daha liberal olan var. O liberal adamın yoga hocası sevgilisi var. Bu dört karakter birbirinden tamamen farklı. Muhafazakârlar da aralarında farklı, liberallerde aralarında farklı. Temel öyküydü ve karakter bazlı bir hikâye değil bu. Başı, sonu, olayları, düğüm noktaları olan bir öykü var. Yoksa türbanlı kızın bir günü yok filmimizde.
Kapakta başörtülü bir kız var. Sinopsisi okumamış olsak, kapaktaki o kızı gördükten sonra şöyle bir algı oluşmayacak mı? Başörtülü bir kızın sorunlarını, göreceğiz diye gidecek seyirci öyle değil mi? Evet o tatmini de alacak filmden. Ben sinema izlediğim zaman, mutlak kötü, mutlak iyi görmüyorum sevdiğim filmlerde. Gri tonlar beni daha çok ilgilendiriyor. Büşra’nın kendisi de olumlu olduğu kadar, olumsuz yönleriyle de ortaya çıktığında empati kendiliğinden gelişiyor. Belki de Türk Sineması’ndaki en büyük eksiklerden birisi bu. İyi adam, tek düz olarak, üç boyutlu olmadan ortaya çıktığı için kusurları göremiyorsun. Büşra’nın kusuru var mı? Evet var. İsteyerek türban takan bir kız Büşra. Ailesinin zorlaması yok orada. Büşra’nın en büyük sorunu bütün inançlarına (dini inançlarını kastetmiyorum), hayatıyla olan inançlarının arzularıyla çelişmesi. Çünkü çatışma orada zaten. Büşra birisinden hoşlanıyor ve kendi kendine şunu soruyor. Ben mutsuz olup prensiplerimden mi peşinden gideyim, yoksa mutlu olup, prensiplerimden mi vazgeçeyim?
Prensip dediğiniz den kasıt aslında inanç mı peki? Hayır tarz diyelim. Mesela Büşra’nın bir sahnesi var, gece sokakta liberal bir yazarla konuşuyor. Gece geç bir saatte türbanlı bir kız tanımadığı bir adamla konuşur mu, konuşmaz mı? Fragmana koyduk bu sahneyi, bazı sitelerde yayınlandı. Altına yorumlar yazmışlar, böyle bir kız gece türbanıyla dışarı çıkar mı çıkamaz mı diye? Burada önemli olan şu aslında filmi izlediği zaman onun neden olduğunu görecek. Büşra orada sırılsıklam aşık oldu diye adamın peşinden gitmiyor mesela.
Bir aşk ekseninde geçen filminizin, siyasi bir tartışmaya odaklanması da içeriyor mu vizyona girdiğinde her türlü tartışma olabileceğini düşünüyor musunuz bu konuda? Evet hatta böyle bir tartışma olursa benim hoşuma bile gider. Evet çok acayip bir tartışmanın olacağına inanıyorum. Öykünün içinde tartışma olabilecek her şey var onu söyleyebilirim.
Bu film tartışma yaratacak diyor musunuz yani sonuç olarak? Evet size samimi söylüyorum o kadar tartışma yaratacak ki. Bakın düşük bütçeli bir film bu. Ben bu filmi tek başıma finanse edebilir miydim edemezdim. Issız Adam’a kıyasla bile düşük bütçeli filmiz. Ama Issız Adam’ın elinde olmayan devasa nükleer bomba taşıyoruz şu anda. Bunu kötü olarak algılamayın güzel bir şey bu.
Ne yönde bir tartışma olacak peki? Çektiğimiz konu tartışma yaratacak bir. Bazı sahneleri tartışma yaratacak iki. Erotizm ögeler taşıyor mu film? Sonuçta muhafazakâr bir gencin yaşam tarzını perdeye yansıtıyorsunuz. Tam olarak nedir tartışma olacak olan şey? Örnek veriyorum türbanlı bir kızın başı açık şekilde kendi odasında yatağında eşofmanla yatarken bile görüldüğü sahne için bile farklı değerlendirmeler olabilir. Ama bu kızın sevişme sahnesi var mı derseniz öyle bir şey yok. Onu zaten asla yapmak istemezdik. Öpüşme sahnesi var mı diyorsanız, onu da filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz.
Demek ki var!..
(Gülümsüyor) o konuda yorum yapmak istemiyorum. Zaten ona dair bir referans fragmanda görülüyor. Benim için önemli olan şu, filmi izlediğiniz zaman keyif alıp, seyircinin sürprize uğramasını daha çok önemsiyorum. Ben size şu an tüm sürprizleri anlatabilirim PR için. Ama bu bana göre bir şey değil. Evet! Erotizm var ama bu bizim salt anladığımız şekilde değil de, entelektüel anlamda var diyebilirim. Ve her kesim bunu erotizm şekliyle algılayacak. Karakterler çok gerçekçi. Replik adına replik yok filmde. Her karakter olduğu durumun absürtlüğünün farkında. Şunu da belirteyim, Büşra’nın en iyi arkadaşı da başı açık bir kız. Önyargılı bir kız değil gibisinden. Gıcık bir karakter yok, herkes olduğu gibi.
Bahsettiğiniz gibi ileri uç diyebileceğimiz sahneler yok. Şöyle diyebilir miyiz, kendisiyle yüzleşmek anlamında bir erotizm mi görecek seyirci? Büşra için mesela bir tango sahnesi yapsam, o inanılmaz sansasyonel olur. Fakat bana bir şey kazandırmaz. Kaldı ki öyküyü de çok büyük zarar verir.
Tepki geleceğine inanıyor musunuz peki bazı sahnelerde? Evet çok tepki gelecektir. Şu an bile filmin fragmanı izleyenler seviyeli şekilde kavga ediyor. Vizyona girdiğinde daha çok tepki olacaktır diye düşünüyorum.
Muhafazakâr kesim ile o kesimden olmayanların bir kavgası mı? Öyle de var, nötr olan da var. Üç tane karakter var. Biri diyor ki, türbanlı bir kız nasıl gece sokakta dolaşır diyor. Bir başkası onlar insan değil mi aşık olamaz mı diyor? Diğeri de ben bu filme gideceğim diyor konusunu merak ettim diyor. Muhafazakârlar bile kendi aralarında tartışıyor fragmanı gördüğünde. Filmde sansasyonda olsun ama filmi izlediği zaman da ben iyi bir filme geldim desin seyirci. Bunu düşünerek de yaptık filmimizi.
Kişilerin ben nerdeyim, nereye aidim ya da aidiyet duygularını kişiler tek başına kaldığında bunları soruyorlar mı filminizde en azından bu soruları tartışmaya açıyorlar mı? Siyasi göndermeler de var mı? Elbette açıyorlar!.. Bazı yapımcılara izlettim filmi. Mini bir anket gibi 10 tane de soru hazırladım. Hem filmin finalini sordum, hem karakterleri. Farklı değerlendirmeler yapıldı. Bu arada şunu kesinlikle belirtmeliyim. Sürpriz finalimiz var. Siyasi göndermeler de biraz var.
Özellikle mahalle baskısı biliyorsunuz çok işlenen bir konu. Bu da tabi tek taraflı değil. Hem türban yanlısı, hem de türban karşıtı olarak da gördüğümüz bir olgu. İki taraflı bir gönderme de var mı? Var. Şöyle var. Ekşi sözlük de şöyle yorumlar okuyorum. Köylü kızı almışlar türban takmışlar film çekmişler gibi. Kesinlikle Büşra köylü, varoş bir yerden gelmiyor. Üniversitede eğitim almış zengin bir aileden geliyor. Türkiye’nin yeni statükosunun bir ürünü Büşra. Kaldı ki, Büşra’nın dedesi Kayserili bir iş adamı. Ak parti olsun olmasın muhafazakâr bir çevrede para kazandılar. Sarıyer’de çok iyi bir sitede oturuyorlar. Para sorunları yok. Türkiye’de böyle bir durum 20 sene önce bulamazdınız. Siyasi gönderme de bu şekliyle var. İslami aristokrasi de diyebiliriz buna. Türbanlı karakterin maddi durumu, liberal gazeteci erkekten çok daha iyi durumda. Ama biz olayı maddiyattan ve eğitimden tamamen çekmek istedik. Toplumsal eksenli karakter diyelim buna. Zıt kutuplar birbirini çekebiliyor demeye çalıştık. Sanmayın ki, bu barıştırıcı aşırı hoşgörülü bir film. Gerçekten insanların belki de kınamasını bile çekecek sahnelerimiz de var.
Büşra’nın toplumla sıkışması kadar kendisiyle bir sıkışması var mı? Büşra’nın yapmak istedikleriyle inancı arasında gel gitler yaşanıyor mu? En büyük çelişki orada zaten ve inanç da tam orada devreye giriyor. İkiye parçalanıyor Büşra. En büyük sorunsalı da kendisi arasında. Ailesindeki baskı ayrı bir şey o hep var. Çünkü ailesinden ayrı bir karar vermiyor. Benim eleştirdiğim Türk Sineması’nda esas kadın ile esas erkek birbirlerini görürler aşık olurlar, baştan beri o aşkın olacağı bellidir. Bizim filmimiz öyle değil. Başta gıcık oluyorlar birbirlerine ve nefret ediyorlar. Orada bizimkilerin birbirine antipatisi var. O antipatiden bir aşk olması garip oluyor zaten.
Siyasal olarak nasıl bir tepki bekliyorsunuz? Şunu samimiyetimle belirtmeliyim. Aaaa ne bu türbanlı kız, AK Partiye yaptırmışlar bu filmi ya da bak türbanla yine uğraşıyorlar gibi bir tepki olacaktır. Ama iki tarafa da yaranamıyoruz. Bu eleştirileri alacağız, alalım da zaten. Korktuğum şeylerden bir tanesi de, filmi izlemeden bir önyargıyla yorum yapılması. Bu filmi izleyen insanın beklentisinin olumlu yönde çıkmayacağını aktarmamız lazım.
Seyirci bu filme niye gitmeli? Seyirci bu filme iyi bir öykü izlemek için gitmeli. Her filme gitmenin amacı aynı şey. Ben öykü bazlı bir insanım, karakter filmi izlemeyi çok sevmiyorum. Kendi hayatımı gerekirse unutmalıyım o filmde. Birkaç dakikalığına da olsa Büşra veya Yaman olabilmeliyim. Onların sorunları benim de sorunum olsun. Kendi hayatlarımızdan kaçmak için değil ama uzaklaşmak için gitmeliyiz.
Röportaj: Köksal ARAS & Baha ÖZBEK
|